-
Tasarım dünyasına yeni ayak basmış ve kendini yeryüzüne değil de “Ay”a ayak basmış gibi hisseden, tasarım konusunda tecrübesizlik ve pusulasızlık sebebiyle hangi yöne gideceğine, hangi planla hareket edeceğine karar verememiş amatör tasarımcılara faydalı olacağını umduğumuz önerilerimiz olacak.
Furkan Bilal İyin
OTOTREND dergisi, Ağustos 2009
Öncelikle, tasarım yaparken yapılan hataların önüne geçmek adına profesyonel tasarımcılarla amatör tasarımcılar arasındaki farkları genelleme yaparak sıralayalım:
-Profesyonel tasarımcılar çalışmalarında mantığı ön planda tutarlar, duyguları ikinci plandadır. Amatör tasarımcılar ise çalışmalarında daha duygusal davranırlar.
Bakın ünlü tasarımcı Murat Günak konu hakkında ne diyor: ''Tasarımcılık romantik olmayan çok zor bir meslek. Ağır bir sorumluluk taşıyoruz. Bir motoru test edebilirsiniz; ancak bir şekli test edemezsiniz.''
-Amatör tasarımcılar tasarımlarını hiçbir maliyeti düşünmeksizin tasarlar. Profesyonel tasarımcılar ise malzeme bilgisi de dahil birçok alanda bilgiye sahip olup maliyet kaygılarına göre tasarımlarını şekillendirirler.
-Tasarım ressamlık değildir. Profesyonel tasarım hayatında görselliğin arkasında, tasarlanan nesnenin özelliklerini, gerekliliklerini iyi seviyede bilmek yatar ve bu da çok boyutlu düşünmeyi gerektirir.
- Profesyonel tasarımcılar eskizlerinde ışık ve gölgeyi olması gerektiği gibi kullanırken amatör tasarımcılar ya gölgeye ağırlık vermekteler (çok fazla karalama yapmaktalar) ya da ışığa fazla yer vermekteler.(Yeterli gölge vermeyip sadece dış çizgilerle tasarımı belirtmekteler.)
- Profesyoneller düşüncelerinde “uçmayı” bilirler ancak düşünceleri yere bağlı uçurtma gibidir. Düşünce enginliğinin sınırlarını belirlemeyi bilir, düşünce uçurtmalarının yüksekliğini ayarlayabilirler. Amatör tasarımcıların düşünce uçurtması ise zaman zaman engin gökte kaybolur. Ortaya çıkan düşünce ise ya çok “uçuktur” ya da karışık düşünceler arasında kaybolmuştur.
Konu hakkında bir de Endüstriyel Tasarım Uzmanı Onur Eryiğit’e kulak verelim: “Amatör ve profesyonel tasarımcılar arasındaki en temel fark, giriş - gelişme – sonuç ilişkisinde, verilen bilgi ve araştırmalar doğrultusunda nasıl sonuca ulaştığı ile ilintilidir. Profesyonel bir tasarımcı tasarımında bütünlüğü ve detayları iyi çözme kabiliyetiyle ön plana çıkar. Çünkü benzer sorunlarla daha önceden karşılaşmış ve çözümlerini en kısa ve en doğru yoldan ulaşmanın yöntemlerini kafasında oluşturmuştur. Amatör bir tasarımcı ise bunu zamanla, tecrübe ederek kazanacağı için bu biraz zaman alır ve sonuca daha uzun bir süreçte ulaşır.”
Profesyonel tasarımcı Ramazan Murat Erkan’ın görüşleri ise şöyle: “Amatör tasarımcı duygusal ve naif düşler kurar. Bu düşler mesleki değildir; çünkü kurduğu düşün üretilebilir olması kaygısını taşımaz. Profesyonel tasarımcının farkı, düşlediğinin öncelikle bir nesne olduğu, bunun belli standartlarda üretilip, birileri tarafından satılıp birileri tarafından kullanılacağını hesaba katabilmesidir. Ama en güzeli amatör ruh ile profesyonel tasarımcılık yapabilmektir.”
Tasarım yarışmalarına katılan amatör tasarımcılarımıza da önemli önerilerimiz var:
Tasarım yarışmalarına gönderilen projeleri incelediğimizde en çok şu hatalarla karşılaşıyoruz:
- Tasarımı çizgilerle değil sözcüklerle anlatmak: En çok karşılaştığımız hatalardan biri bu. Tasarımınızı çizimden ziyade sözcüklerle anlatırsanız, tasarım yarışmasına değil de edebiyat yarışmasına katılmanız daha uygun olacaktır.
- Katıldığınız yarışmalarda jüri üyeleri hakkında bilgi edinmeniz yararınıza olacaktır. Bir otomotiv şirketi patronu ile endüstriyel tasarım bölümü profesörünün değerlendirme kriterleri farklı olacaktır.
- Yarışmaya göndereceğiniz tasarımınızı özenli ve temiz bir sunum ile göndermeniz size puan kazandıracaktır.
Furkan Bilal İyinOTOTREND dergisi, Ağustos 2009 -
Referandum, doğrudan demokrasinin en etkili araçlarından biri. Ne yazık ki tasarım yarışmalarında kullanıldığında demokrasiyi de adaleti de paramparça eden bir sistem. Yarışma düzenleyenler, ne olur bu halk yardakçısı(popülist) yaklaşımdan vazgeçin. Evet, bir etkinliğin reklamı, daha çok kişiye duyurulması söz konusu olduğunda halk oylaması gerçekten etkili bir yöntem oluyor; ama bu yöntem katılımcıları “birbirine kırdırıyor.” Çalışması iyi olan değil, arkadaşı-akrabası çok olan yarışmada öne geçiyor. Tasarımcılar hiç de etik olmayan bir tavra yönlendiriliyor. “Şu yarışmaya katıldım, lütfen bana oy verin, ödülü kazanayım.” Katılımcı oy istese bir dert istemese bir dert. Emek vermiş ve karşılığını almak istiyor. Tüm katılımcılar her türlü ortamda reklamlarını yapıp oy isterken sus pus durmak göz göre göre kaybetmek oluyor. O yüzden yarışmalara katılanları suçlamak da çok anlamsız; çünkü sistem onları böyle davranmaya sürüklüyor.Daha önceden ulusal düzeyde tasarım yarışmaları düzenleme görevi üstlenen biri olarak yarışmaların değerlendirme bölümünde benim de halk oylamasına yer verme hatasına düştüğüm olmuştu. Yalnız bu hataya iyi niyetle düştüğümü belirtmem gerekir. Jüri üyelerinin akademik ve katı kurallara dayanan değerlendirme kriterlerinin yanında sokağın sesini-renklerini de yansıtan “çoğuLcu” bir değerlendirme yapılmasını amaçlamıştım. İnternet üzerinden gerçekleşen oylama sisteminde gerekli teknik önlemleri de bizzat sağlamıştım; ancak ne kadar önlem alırsanız alın, sahte oylamalar, birden çok üyelik profili açıp defalarca oy vermeler, internet üzerinden sadece tanıdıklara değil tüm dünyaya duyuru yapıp oy istemeler gibi istenmeyen durumların önüne geçemedik ve halk oylamasını iptal edip sadece jüri değerlendirmesiyle sonuca gitmek zorunda kaldık, adaleti sağlamak adına sözü alanında uzman jüri üyelerine bırakmayı uygun gördük.Bir yarışmada herhangi bir projenin niteliği yerine projeyi yapan kişinin propaganda gücünün ön plana çıkması esasta daha iyi olan ve daha fazla emek verilen projenin geri plana düşmesine sebep oluyor. Benzer durumu bizzat amatör bir tasarımcı olarak yarışmalara proje gönderdiğimde ben de yaşamıştım ve yarışmada ikinci olmuştum. Birinci olmak sadece “bir tık” uzağımdaydı, kendime oy verseydim ya da arkadaşlarıma bu yönde telkinde bulunsaydım birincilik çok da uzakta değildi çünkü birinciyle aramda sadece birkaç oy vardı. Bu şekilde alınacak birincilik bana hiçbir şey katmayacak, verilecek ödülü de “hak ederek” değil başkasının hakkını yiyerek kazanmış olacağım, bu durum içime sinmeyeceği için oylamaya adaletsiz bir müdahalede bulunmadım ve ikinciliğe razı oldum.
Bu yazıyı yazma gerekçem son günlerde sayısı bir hayli artan destek talepleri… “Şu yarışmaya katıldım, oylarınızı bekliyorum, bu yarışmaya katıldım, mutlaka oy verin!” Tasarımcıları bu üsluba sürükleyen halk oylaması sistemine karşı olduğumu belirtmek istedim. En azından eğer bir halk oylaması varsa oy istenirken üsluba dikkat edilmesi gerektiğini belirtmek istiyorum; çünkü diğer katılımcıların emeğini yok saymak ve yarışmayı saçma bir oy artırma yarışına çevirmek hoş olmayan bir durum. En azından “Bir yarışmaya katıldım, projemi incelemenizi ve ‘beğenmeniz durumunda’ oy vermenizi rica ediyorum.” demek diğer katılımcılara da saygının bir gereği olsa gerek. Ama başta da belirttiğim gibi, “pasif kalan kaybeder” anlayışının hakim olduğu böyle bir değerlendirme sisteminde tasarımcılardan bu tavrı beklemek de haksızlık ve safdillik oluyor. Not: Bu tip yarışmalarda kişisel tavrım: En yakın arkadaşım bile oy istese projesini beğenmediğim takdirde ona oy vermiyorum, daha başarılı bulduğum çalışmaya oy veriyorum. Bir çeşit “vicdani ret” :)Furkan Bilal İyinAğustos 2012Fubila-Automotive design blogYazıdaki görsel şu bağlantıdan temin edilmiştir: -

Konsept otomobiller markaların gelecekteki modelleri hakkında fikir veriyor. Farklı markalar birbirinden değişik konsept otomobiller sergileseler de, tasarımcıların çizgilerinde ortak bir gelecek beklentisi gözden kaçmayan önemli bir ayrıntı. Özellikle son birkaç yıl içinde tanıtılan birçok konsept, markaların geleceğe uzanan çizgilerinin ufukta birleşmesi gibi tekleşiyor.Otomobil fuarlarından sonra yollarda da karşılaşacağımız en son tasarım trendlerini iki model üzerinde inceleyelim: (Bu iki modeldeki birçok ayrıntı farklı markaların birçok modelinde de benzer şekilde karşımıza çıkıyor.)1-Izgara tasarımıOtomobiller gerek tamamen yenilendiğinde gerekse kısmen yenilendiğinde(facelift) “müdahale” edilen kısımlar içinde ızgara-ön panjur grubu da mutlaka yer alıyor. Yeni konseptlerde de ızgara tasarımında önemli değişimler dikkat çekiyor. Mesela birçok markanın konsept otomobilinde amblem ön panjurun ortasından kaput üstüne taşındı. Aslında bu değişim ilk kez tanık olduğumuz bir şey değil. Daha önce de marka ambleminin gövde üzerinde benzer bir şekilde “gezintiye çıktığına” şahit olmuştuk. Bununla birlikte ızgaraların genişlemesi ve ön panjur ve alt panjur yerine tek parça panjur tasarımı yapılması da bir diğer önemli ayrıntı.2.Far tasarımıOtomobilin kişiliğinin en belirleyici unsurlarından biri olan farlarda da göze çarpan bir tasarım trendi söz konusu. LED lambaların hem düşük enerji tüketimi hem daha “tasarlanabilir” bir esneklik sunması farların ne şekilde tasarlanacağı konusunda başrolde sayılabilir. LED lambaların sunduğu avantajla farlar artık çok daha küçük ve keskin bir görünümde.3.Ayna tasarımıHer ne kadar konseptlerde ayna kollarında artık aynalar yerine kameralar kullanılıyor olsa da biz onları uzunca bir süre ayna olarak isimlendirmeye devam edeceğiz. Yeni konseptlerde farlar gibi aynalarda da teknolojinin sağladığı yer avantajı etkisini gösteriyor. Aerodinamik yapıya da katkı sunan yeni aynalar birçok modelde keskin ve küçük bir tasarıma sahip.4.Kaput tasarımıKaput üzerindeki çizgilerin otomobilin karakterine, sınıfına göre şekillendiği bir gerçek; ancak amblemin birçok markada kaput üstüne taşınmasıyla kaput üzerinde birbirine paralel çizgilerin ön camdan ambleme doğru uzanışına tanık oluyoruz.(Bkz. Renault, BMW, Ford, Peugeot vd.)5.Tampon tasarımıTasarımda bütünlüğün en çok hissedildiği ayrıntı tamponlar. Esasında geçmişteki otomobillerin(yakın geçmiştekiler de dahil) önünde ve arkasında otomobilin gövdesinde “ek bir parça” gibi duran tamponlar zamanla gövde içine dahil oldu. Yeni nesil otomobiller gerek şaseleri-teknik alt yapılarıyla gerekse kabuk-gövde tasarımlarıyla “tek parça” hissi vermekle kalmıyor, otomobillerin görünümünde günden güne parça sayısı azalıp bütünlük hissi artıyor.6. Gövde tasarımıAyrıntılardan sonra genel görünüme bakacak olursak, özellikle Seat Leon’da dikkat çeken otomobilin yan tarafındaki çizgi oyunları en prestijli markalarda da olmak üzere birçok otomobilde kendini gösteriyor. Otomobil tasarımındaki yeni trendlerin arkasında teknik yeniliklerin olduğu apaçık. Parça parça değil de tam bir bütün olarak algılanabilen günümüz otomobillerinin gövdesi tıpkı bir kum tablosu gibi. Tasarımcılar parmak uçlarıyla adeta gövde üzerinde tekniğe ve estetiğe uygun çizgiler atıyorlar. Bu çizgiler en çok kapı üzerinde, tamponlarda, hava girişi vb. ayrıntılarda, otomobilin yan yüzeylerinde-kapılarda dikkat çekiyor. (Bkz. Mercedes konseptleri.)Ototasarim.comYazar: Furkan Bilal İyin, 2012Görsel düzenleme: Arda Büyükaçıkgül -
Daha önce bu konuyla ilgili çeşitli yayınlarda ayrıntılı açıklamalar yapmıştım ancak açıklamadan haberdar olmayanlar olduğu için çok kısa bir özetle konuya tekrar değinme gereği duydum.
Kurucu-yöneticiliğini üstlendiğim ve altı yıl boyunca sadece kendi imkanlarımla yayınını yürüttüğüm TDS, özel sebepleri saymazsak, maddi kaynak yetersizliği sebebiyle kapandı. Şimdilik proje askıda demekle yetiniyorum. İleride ne olacağı ise benim için de sürpriz. -

Merhabalar, taşıt tasarımıyla ilgili arşivimin öylece bir kenarda durmasına gönlüm razı olmadı ve özellikle genç arkadaşlara faydalı olması umuduyla blog yazmaya karar verdim. 2006 yılından bu yana çeşitli basın yayın organlarında yayımlanmış yazılarım, arşivlerim ve araştırmalarım -özellikle de taşıt tasarımı ile ilgili olanlar- bu sayfalarda yer alacak. Tabi bir yandan yepyeni yazılar ve araştırma dosyaları da sizlerle olacak.Geçtiğimiz yıllarda Ototrend dergisi, Digital Car Magazine, Ototasarım.com, Carbodydesign.com, Otomobilnews.com ve Turkdesignstudio'da yayımlanan tüm yazılarımı blog sayfamda bulabilirsiniz. Ayrıca Turkdesignstudio arşivinde yer alan diğer yazarların yazılarını da blog sayfama düzenli bir şekilde eklemeyi planlıyorum. Bu içeriğe "TDS arşivi" menüsünden ulaşabilirsiniz. "English contents" menüsünde ise yabancı tasarımcılarla yaptığım röportajların Türkçeye çevrilmemiş özgün halleri yer alacak.İçerikle ilgili görüşlerinizi gerek yazıların altına yorumlarınızı yazarak gerekse iletişim bölümünden benimle iletişime geçerek bildirmenizden memnuniyet duyacağım.
Takipte olmanız dileğiyle...Sevgiler, saygılar.Furkan Bilal İyinFubila-Automotive design blog.
Not: Blog sayfama eklediğim her içeriği Turkdesignstudio.com'un Facebook sayfasından da duyuracağım:
https://www.facebook.com/TurkDesignStudio
Köşe yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köşe yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










